Blog

Girişimci Yönetim Biçimi ve Geleneksel Yönetim Biçimi

Girişimcilik, bireylerin –gerek kendi başlarına gerekse bir örgüt içerisinde– kontrol ettikleri kaynakları göz önünde bulundurmaksızın fırsatları izlemesi olarak tanımlanabilir. Bu bakış açısıyla, girişimcilik, bir örgüt içerisinde gerçekleştiren bir eylem de olsa yeni fikirler geliştirerek/fırsatları izleyerek eyleme geçecek bireyler gerektirmesi nedeniyle insan unsuruna gereksinim duyar. Ek olarak, örgütsel bağlamda girişimciliğin gerektirdiği becerilerin üzerinde herhangi bir uzlaşının sağlanamamış olması, sözü edilen becerilerin geliştirilmesini, başka bir deyişle, bireysel amaçların örgütsel amaçlarla uyumlaştırılmasını, çalışanların belirsizlik ortamında çalışabilmeleri için güdülenmelerini, yenilikçi olabilmek için işbirliği yapmalarını gerektirir. Bu nedenle, –örgüt ile birey arasındaki bağlantı olarak– yönetim, girişimciliğin kolaylaştırılması, örgütsel gelişim ve yenilenme açısından yeni ve anahtar bir role sahiptir.

Görüldüğü gibi, girişimcilik, bireylerin davranışsal bakış açıları ya da alternatif olarak örgütlerin bir niteliği olarak görülebilir. Bununla birlikte, girişimcilik üzerine yapılan araştırmalar –yukarıda belirtilen nedenlerin de etkisiyle– girişimcinin bireysel özellikleri bakış açısından uzaklaşarak girişimci örgütlerin özelliklerine doğru kaymıştır. Son dönemde, sıklıkla araştırılan “iç girişimcilik”, “girişimcilik yönelimi”, “girişimci strateji” ve “stratejik girişimcilik” gibi kavramlar yönetsel bakış açıları ve girişimcilik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu nedenle, girişimcilik, geleneksel yönetim rollerinden çok, fırsat arama, risk üstlenme ve yenilikçi eylemlerde bulunma gibi yeni davranışlar gerektirmesi nedeniyle karşıt görüşlerin aksine, bir ideolojiden çok bir yönetim biçimi olarak kabul edilebilir.

Girişimci yönetim biçiminin kökeni, kavramı, örgütlerin yaşamların sürdürebilmesine ve örgütsel ve toplumsal açıdan değer yaratabilmesine yardımcı olacak fırsat temelli yönetim uygulamaları kümesi olarak tanımlayan çalışmaya dayanır. Sonrasında yapılan araştırmalar, girişimciliği, mevcut kaynakları göz önünde bulundurmaksızın fırsatları izleme ve kullanma, risk alma, kaynakları fırsatlarla ilişkilendirme ve bu amaçla görev yapan çalışanlara odaklanma gibi bir takım önermeler eşliğinde bir yönetim biçimi olarak kavramsallaştırmıştır. Görüldüğü gibi, girişimci yönetim, yeni/yeniden yapılandırılmış kaynaklar aracılığıyla gerçekleştirilen yeniliklerin geliştirilmesi ve fırsatların kullanılması ile ilgili tüm yönetsel eylem ve kararlar bütünüdür. Bu açıdan, girişimci yönetsel davranışlar, yaratıcılığı ve risk almayı cesaretlendiren bir kültürü, basık biçimsel olmayan bir örgütsel yapıyı, ayırt edilmiş fırsatlardan yararlanmayı sağlayacak bir strateji oluşturmayı teşvik eder. Sözü edilen çalışmalar doğrultusunda, girişimci yönetim kavramı, stratejik yönelim, kaynak ve büyüme yönelimi, örgütsel yapı, ödüllendirme sistemi ve girişimci kültür alt boyutları ile bir başka çalışmada yer alan görüşler doğrultusunda geleneksel yönetim ile iki ayrı uçta yer alacak biçimde karşılaştırılarak açıklanabilir:

 

Bilimsel bir çalışma, yenilik sürecini temel alan farklı bir noktadan hareket ederek, yukarıdaki çalışmalara benzer bir görüşle bir düzlemin iki ucunda yer alan geleneksel ve girişimci yönetimden söz eder. İlk çalışma ile ikincisi arasındaki temel ayrım noktasını, ilk çalışmanın yalnızca içsel süreçleri ve örgütsel bakış açısını temel alarak çevresel unsurları göz ardı etmesi oluşturur. İlk çalışmaya göre, yenilik süreci, 1) belirsizlik, 2) farklı disiplin, işlev ve birimlerden bireyleri içeren 3) çapraz işlevsel eylem ve 4) alternatif eylem biçimlerini içeren birbirleriyle rekabet halindeki bilgi–yoğun bir süreç olarak karakterize edilebilir. Sözü edilen karakteristikler bağlamında bir değerlendirme yapmak gerekirse, geleneksel yönetim “her şeyin yerli yerinde olduğu, mevcut uygulamalardan sapmanın hoş karşılanmadığı ve kuralların bir kere konduktan sonra kolayca değiştirilmediği” bir yapı olması nedeniyle yenilikçiliği engeller. Bu açıdan, geleneksel yönetim, gereksinim duyulan kaynakların detaylı bir biçimde analiz edildiği, yatırımın hızlı bir biçimde geri dönmesinin istendiği, birimlerin amaçlarını gerçekleştirdiklerinde ödüllendirildiği bir biçim olarak resmedilebilir. Oysa girişimci yönetim, bireylerle eylemleri bir araya getiren, emir komuta yerine iletişim ve uzlaşmayı teşvik eden bütünsel bir yapıdır ve çoğunlukla, sonuç odaklı geniş iş tanımları, küçük iş birimleri ve çapraz işlevsel projeler gibi örgütsel; çokça övgü, tanınma ve bilgi gücü gibi kültürel bir takım kolaylaştırıcı unsurlara sahiptir.

Geleneksel ve girişimci yönetim biçimlerini birer yönetim felsefesi olarak karşılaştırdıkları eserlerinde, bir grup yazarın bakış açılarını, kurumsal girişimciliğin bir stratejik yönetim konusu olduğu ve stratejik yönetim süreci ile bütünleştirilmesi gerektiği düşüncesinin oluşturduğu söylenebilir. Bu bakış açısıyla, girişimci örgütlere ait yönetim felsefesinin; a) yeni işletmeler kurmayı, b) yeni fırsatlar için işletmenin iç ve dış çevresini incelemeyi, c) büyüme, uyum sağlama ve yaşamını sürdürebilmek amacıyla risk almayı, d) uyum, yaratıcılık ve yenilikçiliği destekleyen bir örgüt kültürü oluşturmayı, e) biçimsel olmayan ve yatay iletişimi destekleyen bir örgüt yapısı geliştirmeyi, f) üst yönetimin yalnızca misyon ve vizyon oluşturduğu bir karar alma sistemi oluşturmayı ve g) çalışanların korunması gereken kaynaklar olarak görüldüğü bir yapı kurmayı içermesi gerekir.

Girişimci yönetim biçimi ile ilgili bir diğer çalışmada, geleneksel yönetim biçimi, iş güvenliği, yalnızca bir becerinin öğrenilmesi, denge, yukarıdan aşağıya doğru bir emir komuta zinciri, hiyerarşi, düzenleme, kıtlık düşüncesi, sıfır toplamlı oyunlar, statükoyu sürdürmeye eğilim ve sermayeyi çoğunlukla bir donanım olarak görme gibi kavramlarla karakterize edilir. Oysa girişimci yönetim biçimi, risk almayı, yaşam boyu öğrenmeyi, hıza, değişime, uyuma ve çevikliğe odaklanmayı, basık örgüt yapısını, bütünleşme ve sinerjiyi, dönüşüm ve güçlendirmeyi, statünün kazanılmasını ve sermayeyi çalışanların sahip olduğu uzmanlık bilgisi (know–how) olarak görmeyi gerektirir.

Geleneksel ve girişimci yönetim biçimleri arasındaki bir diğer ayrım yönetsel işler ve girişimci işler bakış açısıyla yapılabilir. Bu ayrıma göre, yönetsel işler amaç, misyon, koordinasyon ve iletişim gibi geleneksel yönetim bakış açılarını vurgularken, girişimci işler yenilik, fırsat ve müşteri ayağına dikkat çeker. Bu noktada, başka bir yaklaşımın, –yukarıda sözü edilen yaklaşımlardan farklı olarak– geleneksel ve girişimci yönetim biçimlerini bir düzlemin iki ucunda yer alacak biçimde görmediği, aksine, başarı için yönetsel işler ile girişimci işlerin sinerjik bir biçimde birleştirilmesini gerektiğini düşündüğü belirtilmelidir.

Görüldüğü gibi, bakış açısı ne olursa olsun, girişimci yönetim biçimi, bir örgütün seçmiş olduğu pazar stratejisini gerçekleştirmesine ve oyunu rakiplerinden daha iyi oynamasına/kendi oyununu dikte etmesine izin veren içsel yönetim sistemleri ve örgütsel süreçler bütünü olarak stratejik çevikliği, esnekliği, yaratıcılığı ve sürekli yenilikçiliği teşvik eden bir yönetim felsefesidir. Bu açıdan bakıldığında, bir sonuçtan çok bir süreç olarak girişimci yönetim biçimi, (işletme ölçeğinden bağımsız biçimde) sözü edilen gelişimler için gerekli gayretlerinin büyüklüğünü göz önüne almaksızın, yeni bir işletmenin kurulmasını, yeni/yeniden biçimlendirilmiş kaynaklar ile gerçekleştirilen ilgili yeniliklerin geliştirilmesini ilgilendiren tüm yönetsel eylem ve kararları içerir. Bu nedenle, girişimci yönetim sisteminin ana amacı, örgütün hiyerarşik düzeylerinden bağımsız olarak tüm bireyleri, girişimci gibi düşünecek ve eyleme geçecek biçimde geliştirmek ve uzun dönemde ortalamanın üzerinde getiri elde etmektir.

Girişimci yönetim biçimini bir yönetim felsefesi olarak tanımladığımıza göre, girişimci yönetim biçiminin alt boyutları olarak,stratejik yönelim, kaynak yönelimi, yönetsel yapı, ödüllendirme sistemi, büyüme yönelimi ve girişimci kültür boyutlarını incelemeniz yarar sizlere daha çok yarar sağlayacaktır.

 

Yrd. Doç. Gültekin Altuntaş

İstanbul Üniversitesi - Lojistik Yüksekokulu